Eki
24

MEMLEKETİMİZE…

 

 

ÇANKIRI’M

Yiğitlerin, velilerin diyarı,

Cennet vatanımın özü Çankırı’m.

Serin yaylaları, yalçın dağları,

Ürkek ceylanların gözü Çankırı’m.

Kilimin, heybenin nakışı başka,

Buz gibi suların akışı başka,

Utangaç kızların bakışı başka,

Gülerek karşılar bizi Çankırı’m.

Mertlik kitabına yazmış önsözü,

Şehit anaların nur olmuş yüzü,

Dedemiz gaziydi, babamız gazi,

Şanlı ordumuzun izi Çankırı’m…

Hoyrat yaylalarda keklikler öter,

Ne bazlama biter, ne ayran biter,

Dört mevsim toprağa karıştırır ter,

Başak iklimine yazı Çankırı’m…

Ilgaz Dağı, gök kubbede köşkümüz,

Selçuklu, Osmanlı tarih meşkimiz,

Gökte bayrak, yerde destan aşkımız,

Gönlümün işvesi, nazı Çankırı’m…

Halil’im nerde var, böyle bir alem,

Böyle bir övgüye yeter mi kalem?

Lezzetine doyum olur mu bilmem?

Keşkeğine doyum olur mu bilmem?

Butoprağın tadı tuzu Çankırı’m…Halil Gökkaya

Eyl
12

EDEBİYAT PARÇALAMA…

1-EDEBİYAT PARÇALAMAK- Halil Gökkaya

Ben, beş Mayıs altmışdokuzda İstanbul Haseki’de doğmuşum. İlkokulun bir-iki senesini Kumkapı KâtipKasım ilköğretim okulunda okuduktan sonra,memleketimiz Ilgaz-Kale köyüne taşındık. Orta ve liseyi Ilgaz’da tamamladım. İ.Ü.Orman fakültesini doksanikide bitirdim. Yirmi beş senedir Türk kültürü, sanatı ve edebiyatı ile yakinenilgileniyorum. İstanbul’da bir özel sektörde çalışıyorum.

Rahmetli babam on dokuzdoğumlu son Osmanlılardandı. Gaz lambalı gecelerde(977-983), Türk-İslam tarihiyle ilgili, hikâyeler, mâniler, bilmeceler, atasözleri, masallaranlatırdı. Kale köyünde küçük bir gençlik kütüphanesi mevcuttu. İş-güç ve okuldan arta kalan zamanlarda kitaplar okur, hikâyeler dinlerdik. İlmihâl kitapları,dini-tarihi hikâyeler, efsaneler… Ömer Seyfettin, Kemalettin Tuğcu, PeyamiSafa, Mustafa Necati Sepetçioğlu… Birde Yavrutürk, Tarkan, Karamurat, Teksas,Tommiks salgını… Radyoda Halkmüziği, halk hikâyeleri… Türkü üstüne türkü, şiirüstüne şiir, marş üstüne marş… Sonrasında televizyon saltanatı…

Babam masal anlatırdı,

Gaz lambalı gecelerde…

Bin birtürlü mânâ vardı,

O sihirli hecelerde…H.G.

Edebiyat, edep kökündengelmekte ve edepli bir hayat biçimine ayna tutmaktadır. Edebiyat bir anlatımbiçimidir. Düşünce ve duyguları güzel ve etkili bir biçimde anlatma sanatıolarak da tanımlanabilir. Herhangi bir metnin edebiyat eseri sayılabilmesi içinsanatsal değerler taşıması gerekir. Arkadaşlarımızla aramızda şiirler okurduk.Bir-iki-üç derken; -Yeter, ‘edebiyat parçalama’ der, keserlerdi. Alaya alırlar,dalga geçerlerdi. Orta-lise boyunca yaklaşık günde iki saatimiz yürüme ile geçtiğiiçin, şiirler, türküler, bilmeceler harman olurdu…

Edebi seven edebiyatısever. Edebiyatı sevmek, okumak ve dinlemekle başlar.Okuduğumuz eserler,kıymetli eserlerse, zamanın haklı çıkardığı eserlerse, bir dünyaya kapı aralar,iz bırakır. Güzel bir şiir, şarkı, türkü gelir beynimize taht kurar. İnşallahbu köşemizde edebiyatın derinliklerine,şiirlerin labirentlerine dalacağız.Gayret bizden, Tevfik Mevlâ’dan. Muhabbet ve hürmetlerimle…

 

Ağu
27

YİNE BAYRAM GELDİ…

YİNE BAYRAM GELDİ

Sıla-yı Rahim-i kutsal bilerek,

Uçarak giderdik Kale köyüne.

Dertleşirdik bir araya gelerek,

Bayram geldi anne, sen yoksun yine…

Çığlık çığlık kapılara koşardın,

Sevincinden dolup dolup taşardın,

Hani sen hep bizim için yaşardın,

Bayram geldi anne, sen yoksun yine…

Ne beni aldatmayan gül yüzün var,

Ne başımı yasladığım dizin var!

Evimizin dört yanında izin var,

Bayram geldi anne, sen yoksun yine…

Zaten yıllar önce kayboldu babam,

Bir de sen gelmezsen biter mi bu gam?

Kılık-kıyafetim, her şeyim tamam,

Bayram geldi anne, sen yoksun yine…

Şu dünyanın neresinde yok elem,

Celil’in avcunda titriyor kalem!

Anam yok, babam yok, yok dedem, nenem,

Bayram geldi anne, sen yosun yine…

Bayram geldi anne, gelmedin yine…   Halil Gökkaya

 

 

 

 

 

Ağu
27

BAYRAM GELİNCE

BAYRAM GECESİNDE

Gözlerimden üç damla yaş,

Sızar bayram gecesinde…

Yaralarım yavaş yavaş,

Azar bayram gecesinde…
Köyümüzden kaldık uzak,

Büyük dostlar olmuş toprak.

Çocukluğum sokak sokak,

Gezer bayram gecesinde…

Bir çırpıda geçmiş zaman,

Hatıralar olmuş talan,

Annem, babam çok uzaktan,

Süzer bayram gecesinde…
Gitsek şimdi kimler tanır?

Gençler bizi yaban sanır,

Celil böyle efkârlanır,

Yazar bayram gecesinde…
HALİL GÖKKAYA

 

 

 

 

Ağu
27

BAYRAMDAN BAYRAMA

_

BAYRAMDAN BAYRAMA

Şu dağların arkasını,

Görsek bayramdan bayrama!

Mutluluğun hırkasını,

Örsek bayramdan bayrama…
Çırak arar ustasını,

Şarkı arar bestesini,

Akrabalık destesini,

Dersek bayramdan bayrama…

Yılda bir kez olsa bile,

Bir vuslata değer çile!

Büyük-küçük hep el ele,

Versek bayramdan bayrama…

Çektik gurbet cefasını,

Bulamadık vefasını,

Muhabbetin sefasını,

Sürsek bayramdan bayrama…
Daldık dünya nazarına,

Çarşısına-pazarına,

Ceddimizin mezarına,

Varsak bayramdan bayrama…
Silinmez yılların izi,

Komşular kucaklar bizi,

Babamızı, annemizi,

Sarsak bayramdan bayrama…

Düşündük günün kârını,

Unuttuk dünü-yarını!

Eşin-dostun hatırını,

Sorsak bayramdan bayrama…

Sıla-Rahmet beşiğinde,

Peygamberin ışığında,

Razılığın eşiğinde,

Dursak bayramdan bayrama…

Celil bu mal, bu mülk fani,

Ataların nerde hani?

Kardeşliğin saatini,

Kursak bayramdan bayrama… Halil Gökkaya

BÜTÜN DOSTLARIN BAYRAMINI TEBRİK EDER SAYGILAR SUNARIM…SELAM VE MUHABBETLERİMLE…

 

 

Tem
11

ILGAZ ILGAZ…

Ilgaz Ilgaz

Gurbetlerde yağmur olur, sel olur,
Puslu gözlerimden taşarsın Ilgaz!
Uzak uzak anılarda tül olur,
Çocuksu gönlümde yaşarsın Ilgaz.
Bazen gem vurulmaz küheylan gibi,
Bazen bir seferde kahraman gibi,
Gece düşlerimde bir ceylan gibi,
Ufuktan ufuğa koşarsın Ilgaz!
Zirvenin, yeşilin bir farkısın sen,
Buz gibi suların bir çarkısın sen,
Halil’e ne hoyrat bir şarkısın sen,
Sanma ki dilimden düşersin Ilgaz!
Halil Gökkaya  Ilgaz denince dostlar,dostlar denince Harun’dan başladık…

Tem
10

KALE KÖYÜ-ILGAZ-ÇANKIRI…

Ilgaz Kale Köyü 

Karlı karlı dağlarıyla
Gözlüyor mu köyüm beni?
Burcu burcu bağlarıyla,
Özlüyor mu köyüm beni?
Bir kuş olup uçabilmek,
Sularından içebilmek…
Tığlarında ilmek ilmek
İzliyor mu köyüm beni?
Suya gider gelir anam,
Tarla bahçe gezer babam.
Düğün dernek dolu rüyam,
Sözlüyor mu köyüm benim?
Meyveleri soyum soyum,
Pazlamalar doyum doyum.
Her şey var da, ben yok muyum?
Gizliyor mu köyüm beni?
Bu Halil’siz çağlarıyla,
Gözlüyor mu köyüm beni?
Kekik kokan dağlarıyla,
Özlüyor mu köyüm beni?
Halil Gökkaya 

Rahmetli udi bestekar Rüştü Eriç’in bestelediği şiirlerimden…Mayıs 2011 ve köyümüz…

Tem
08

BANA ULAŞMAK İSTERSENİZ…

halilgokkaya@gmail.com
gokkayahalil@hotmail.com
halilgokkaya@baselilac.com

Tem
07

MEMUR BEY…

MEMUR BEY

Gece rüyama girer,

Beşte bu kız memur bey.

Uzandığım her yerde,

Taşta bu kız memur bey…

Bir dalgacı, bir âşık,

Bütün dünyam karışık,

Masamda çatal-kaşık,

Aşta bu kız memur bey…

Bir türlü gelmez yola,

İnanmaz seven kula.

İlkbahar geldi hala,

Kışta bu kız memur bey…

Aradı beni buldu,

Habersizce sokuldu!

Gözümde damla oldu,

Yaşta bu kız memur bey…

Celil böyleymiş yazı,

Bitmez sitemi, nazı,

Kimliğimin hırsızı,

İşte bu kız memur bey…

Halil Gökkaya

Selami Şahin bestesi olup Ferhat Güzel,’Bir hüzünlü çiftetelli’ albümünde A-1 şarkısıdır.

Tem
07

MUTLU OLURUM…

A.İhsan Noyan bestesi olan bu eserimi yine Gökhan Güney ‘Kahrolası gururum’ adlı albumünde seslendirdi.

Eski yazılar %laquo;